Filozof

BlackOut            |||     Mutlu mutlu ben         :
*lüküs yer a.k tam hayalimdeki gibi
*yani lüks ama sırf apaçilerle dolu değil
*osmanbey, beşiktaş, bostancı falan
*böyle hep
*ileriki hayatım için düşündüğüm yerler hep bunlar
*medeni insanlar falan var yani
cha:
*ilerki hayat için plan yapma genç yarın nolcağı belli değil
*yarın ölcekmiş gibi yaşa yarın ölmezsen ertesi gün ölecekmiş gibi yaşa
*o gün de ölmezsen bu işte bi yanlışlık var de git kendini as
BlackOut            |||     Mutlu mutlu ben         :
*aha filozofa bağladı

Leave a Comment

O değil de

O değil de bugun facebook‘u kapattım. Bookmark listemden, kısa yollarımdan falan da sildim. Oh.

O nedir öyle arkadaş hastalık gibi. Cep telefonu olayının laciverti. Eskiler ” cep telefonu yokken nasıl yaşıyorduk biz ” diye bize çemkirirler ya, şu anda ben de facebook yokken biz nasıl yaşıyormuşuz diye kendime çemkiriyorum. Ulan televizyonun bile yerini aldın, izlemez oldum artık televizyon falan. Hadi televizyonu geçtim TÜÜÜÜM sosyal yaşamımı facebook üzerinden organize ediyorum. Nerde bi toplantı, nerde bi ıvır hepsini ordan öğrenip ona göre plan yapıyorum. (oha lan, harbiden napıcam şimdi?) Dur bu yazıyı okuma sen şimdi, ben şu facebook işine bi çözüm üreteyim, yazıyı güncelleyeyim, öyle oku.

Hadi öpt.kib.bye.

Leave a Comment

Şurdan Kesiniz.

İnsan kendinden nefret eder hale gelmemeli. Yaptığı hareketlere kıl olup, ettiği lafları gereksiz bulmamalı. Eve döndüğünde “ulan keşke yapmasaydım” diye aklından geçirdiği şeyler sıraya konulunca gününün özeti olmamalı.

Olursa, örneğin benim gibi, çok güzel veya çok da iyi olmuyor. Bildiğin düz, çok kötü oluyor.

Amaan..

Leave a Comment

Yiğit Özgür

m: iyi günler bilader..
g: iyi günler buyurun..
m: kaça bu porşe?
g: 250 milyar..
m: yav destur! geçen hafta 240 milyardı?
g: peki ondan önceki hafta ne kadardı?
m: ee.. o zamanda 230 du..
g: demek kiii?
m: demek ki her hafta soruyorum..
g: fakaaat?
m: fakat almıyorum..
g: demek kiii?
m: demek ki yürüyüp gitmem lazım yavaştan..
g: fakaaat?
m: fakat yüzsüzlük edip kalıcam galiba..
g: demek kiii?
m: şş tamam lan sıkıldım ben..
g: fakaaat?
m: fakat sen betermişsin be!!
g: demek kiii?
m: şimdi oturtuyorum yumruğu..!
g: fakaaat?
(polis müşteriyi yakalar)
m: fakat sen çoktan polise haber vermişsin..
g: demek kiii?
m: demek ki içerden çıkınca ben senin ananı..
g: fakaaat?
m: fakat ben içerdeyken sen benim anamı.. bırakın laaan!

Leave a Comment

neyil aymsıtrong saçmalatmaca

http://www.bobiler.org/monte.asp?m=166690

Valla çalmadım lan =D

Leave a Comment

Evli Misin, Bekar Mı?

Hiç saklamadım şimdiye kadar. Hep söyledim;  yaşadığım mahallenin, herhangi bi sosyal altyapıya sahip olmadan çocuk sahibi olmuş ailelerin sokağa saldığı, sağa sola koşturmak, stada gidip kavgalara karışmak haricinde hiç bir aktiveye bulaşmadan büyümüş, gençliğindeyse bu düzeni bozmaya inat eder gibi kendini geliştirmek adına hiç bir şey yapmayan iç güdüleriyle küfür eden, adam kesen, rajon doğrayan insanlarından tırsıyorum. Evet, en az bu uzun cümleyi defalarca düzenlemek zorunda kalacağım gerçeğinden korktuğum kadar tırsıyorum. Tırsıyorum derken, onlar adına. Çoğunun hastane masraflarını karşılayabilecek düzeyde geliri yok :p

Herneyse; bir akşam üstü mahallemin dar sokaklarından, kafam önümde, kulağımda yine her olayımın kahramanı kulaklıklarım, hızlı adımlarla sallana sallana yürüyorum. Kafamda milyon tane düşünce olmasına rağmen gördüğüm o bir çift organ beynimde soğuk duş etkisi yaratıyor, ayakkabısının arkasına basan, beyaz çoraplarla örtünmüş bir çift topuk görmeyeli uzun zaman olmuştu zira. Gayri ihtiyari, biraz dalgın, biraz umursamaz bi şekilde kafamı yukarı doğru kaldırıyorum önümde yürüyen bu beyaz topuklu siyah kunduralı adamı tanımak için. Üstünde gördüğüm omza atılmak suretiyle yarı giyilmiş deri ceket beni gerçekten de hiç şaşırtmıyor. O anda beni şaşırtan tek şeyi, omuzlardan biraz daha yukarda buluyorum: Adamın kafası! Topuklarını görebildiğim birinin gözlerini gözlerime bakarken görmeyi beklemiyordum açıkcası…

Aha sıçtık…

diyerek kafamı tekrar beyaz topuklara, hatta onlardan da geriye kendi ayaklarıma kadar indiriyorum. Kafasını kuma gömen deve kuşu misali kendimi rahat hissediyor olsam da görüş alanıma giren o ileri geri sallanan işaret parmağından tehdit edildiğimi anlayarak kulaklıklarımı çıkarıyorum. Rahatımın bozulmuş olması gerekçesiyle gergin olmalıyım, kafa göz dalmalıyım karşımdakine ama adamın arkasından gördüğüm o beyaz ışık yüzünden olsa gerek, çok sakinim.

Efendim ağabey, anlamadım

diyorum, ağabeyini yedirme lan cevabını bekleyerek.. Ki beni dumur eden o soru hiç de gecikmeden geliyor

Evli misin? Evli misin bekar mısın ulan?

Nasıl yani? Sana ne ulan? Bana bak seni çok pis döverim. Ben değilse bile babamı çağırırım bak. Yaa annee bana bağırıyıııfığıfm. tıss

Bekarım abi

‘Aman iyi sakın evlenme’ diyor ‘ben ettim sen etme’ diyor gözü -muhtemelen- balkondan kendisine bakan karısına dikilmiş vaziyette. Öğüt veriyor aslında ama bütün mahalleli ses tonuna aldanıp ahanda kavga var sanarak bize bakıyor.

İnsan beyni çok acaip, benim ki daha da acayip ne zaman ne yapacak kime ne tepki verecek kendi de kestiremiyor çoğu zaman. Bazen varlığını inkar bile ettiği oluyor. Ki o an, varlığını inkar ettiği anlarda kurduğu cümlelerden birini kuruyor.

Sen evli misin ağabey?

Sorumu duymazdan gelerek, benden farklı olarak, bir beyne sahip olduğunu bana kanıtlayan abimiz, sakın evlenme hayatının içine etme nidalarına devam ediyor. Beynim kendine gelerek

Mihi, babam da etmiş kendi hayatına ağabey.

diyor. Abimiz beyaz topuklarının karizmasına yakışır bir klaslıkla “he-he” diyor ve bir sorun olursa kendisine başvurmamı söyleyerek beni evime doğru uğurluyor.

Eve gelip üstümü başımı değiştirdikten sonra gün batımına doğru viskimi yudumlarken ne olduğunu düşünmeye çalışıyorum. Beceremiyorum

Sanırsam yine gitmiş

Adiyos

Leave a Comment

Ama Siz Bira Almışsınız!

Bugun İstanbul/Fatih Vatan caddesi üzerindeki migrosta başıma gelen olaydır: ~bilmeyenler için fatih semti oldukça muhafazakar bi semttir.~

Akşam vakti evde yiyecek, içecek hiç bişey kalmamış olması nedeniyle çıktım ve bahsettiğim migrosa gittim. kulağımda kulaklıklar, alışverişimi yaptım.  Sonrasında kulaklıktan gelen yüksek müzik sesine, küpeme ve uzun saçıma ayar olmuş bana dönüp dönüp “cık cık cık” diyen bi teyzenin arkasında sıradayım bi kasada.  Karının bakışlardan, dönüp dönüp “töbe töbe” diyişinden çok irite olmuş durumda sıranın bana gelmesini bekliyorum.
Netekim geldi, geçtim poşete yerleştiriyorum aldıklarımı
O anda farkettim ki kasiyer bana konuşuyor
kulaklıkları çıkardım. “ama bira almışsınız siz” dedi acayip bi surat ifadesiyle.
“ne var lan” dedim “zina mı yaptık?”

Teyze sayesinde sinir küpü olmuştum üstüne yine poşetleri açamıyordum. Gerginliklen yarılmak üzereydim ve o sinir harbiyle epey bi bağırmış olmalıyım ki etraf bize bakıyordu.
Kasiyer abimiz tüm sakinliğiyle “yok beyefendi yanlış anladınız, 50 lira ve üzeri alışverişlerinizde zart zurt kampanyası var ama siz bira almışsınız ve alkollü içecekler kampanyaya dahil değil, bunlarsız -50 oluyor hesabınız demeye çalıştım” dedi
Ne yazık ki kulağımdaki kulaklıklar nedeniyle duymamıştım bu kısmını ve sadece “ha tamam” diyebilmiştim çıkmadan önce.

Çıkarken arkamdan gülen insanları ve cıkcıkcı teyzenin cıklarını hala duyabiliyordum..

Comments (2)

Patlıcan

Güldüm kendime.

Başlığı attım, alta indim cümleler kurmaya başladım falan. Birazdan anlatacaklarımı anlatıyorum işte diyorum ki patlıcan benim için şöyle gereksiz böyle gereksiz hayatımda hiç yeri yok falan. Sonra durdum düşündüm. Len. Kerata. Hayatında olan hangi şey senin için patlıcandan farklı ki ? Kimsenin de hakkını yemeyelim yine gerçi ama o kimse de kendini patlıcanla kıyaslamasın lütfen. Evet. Sözüm sanaydı genç.

Herneyse. Evet. Patlıcan demiştim. Nedir bu ya. Ya rabbim neden yarattın böyle bir sebzeyi-meyveyi-neyse oyu. Seveni edeni var ama sanmıyorum ki onların hayatında da patlıcan olmayaydı hiç bi eksikleri olmazdı. Benim var mı, hayır yok. Onların da olmazdı o zaman diye düşünüyorum. Görmedim de gerçi ulan patlıcan bulun bana yemedim aylardır senelerdir diyen birini. Çünkü öyle bişey o. Varsa hatırlanıyo. Yoksa yok zaten kimse hatırlamıyo.Hani olsa da olur olmasa da olur.pırt.

Bi de yemeği vardır hocam ya. İmam bayıldı. Bildiğin suikastçi lan. Biliyo tabi bu toplumun direklerinden biri imamlarımız. (ehe) Saldırıyo ordan, bel altından vuruyo bi nevi. Kerata seni.

Rengi de mor. O ne lan öyle. Gösterin öyle bi mor daha bana. Yok. Yeşil olsa anlarım. Sarı olsa kırmızı olsa yine anlarım ulan da mor nedir ya. Koskoca ilk-ortaöğretim yıllarım boyunca bi kere sürmedim fırçamı mor renge. O hep en kuru, hep en pürüzsüz olan yuvarlaktı. Çoğu zaman komple sulu boya kutusunu suyun altına soktuğum zamanlarda biraz kendine gelirdi falan ama hiç fırça değmedi mor renge. Öyle de bi rengi var yani: Ben fırça sürmediysem boktandır o renk.

Ha bi de anarşist bi renk. Aklıma direk kavga dövüş geliyo. Sağına soluna yediğin darbeleri düşün. Evet. Mor dimi. Mor.

Ne acayip bişeysin sen patlıcan ya. Nerden de geldin aklıma.

Leave a Comment

277

Dibi neresi sonu neresi başı neresi

ucu neresi bari ucundan tutayım. bırakın lan. bir uçtan 10 kişi tutamaz. çekilin ben tutayım. bakın ellerim nasıl da nasır tutmuş. kalın. koyu renkli. sert. belli ki biliyorum bu işi. tecrübeliyim.

tecrübelerim nasırlardımdan.hm.

konuya dönelim. bırakacak mısınız ipin ucunu. görelim başı neresi. sonu.. sonunu siktir et. sonu hiç görünmez. gördüğünü söyleyen varsa aha tutsun bunu. ipi bıraksın. bırak lan.

ip ne bu arada. bilmiyorum ben de bana sorma. sen tutuyorsun ki. ben tutsam söylerim nedir ip. ya da ne değildir. di mi? hadi şimdi çok karıştırma kafanı. ipi de bırak çöpü de sapı da. bırak. bak diyorum nasırlarım var. tecrübeliyim. sertleşmiş koyulaşmışım.

aa kuş?

yok yemedin. tamam gıdıklayabilirim. belki o zaman dikkatin dağılır.
lan sakin dur. hay aq. kül yere düştü. ipi bırak da süpürgeyi kap gel.
tamam . yine yemedin.

gidiyorum o zaman. müsait bi yerde ineyim lütfen.

Adiyos

Leave a Comment

Google’a Tam Adresi Aratmak

Canım google’ımın güzel fasilitelerinden biri olan Google Analytics, senin gözün sağolsun! Sonunda benim bloguma da, google’dan cagatay.web.tr diye aratıp giren insanlar olduğunu bana gösterdin, beni mutlu ettin…

[Read the rest of this entry...]

Leave a Comment