Afedersiniz de;

“sıçsam bundan daha çok eve benzer” dediğim evlerinizi bu kadar yüksek fiyatlara kimlere kiralıyorsunuz amk anlamıyorum. “Yerin 5 kat altında” eve 1000 lira kira mı istenir amın oğlu? altından mı yaptırdın evi? evde rus hizmetçiler mi var?

Katil Coca-Cola!

Bi baktım boğulan bir adam, bi daha baktım çılgınca dans eden t-shirtlü şişman bir adam oldu.

Belki aslında çılgınca dans ederken boğulan t-shirtlü şişman bir adamdır. Olabilir. Bilemeyiz. Zaten rahmetlinin ardından konuşmak yakışık almaz.

iPhone kullanıcılarıyla android kullanıcıları arasındaki karakter farkını irdelemek istersek instagram yüklü cihaz sayısı/kullanım oranıyla lightbox yüklü cihaz sayısı/kullanım oranına bakmak kafidir efendim.

“iPhone’a mı geçsem?” diye şeytanın dürttüğü şu günlerde, yine bir tiki kızımız tarafından paylaşılan instagram linkini gördükten sonra aklıma gelen bu fikri sizinle paylaştıktan sonra, androidden vazgeçmemeyi boynumun borcu bilmeye devam edeceğimi de bilmenizi isterim.

bu arada sevgili iphone sahibi, androiddeki kamera uygulamarına bir göz atın derim, instagramdaki fotoğraf efekleri bazen halt etmiş olabiliyor zira.

son olarak bu yazıyı niye yazdın amk derseniz eğer

olum valla ben de anlamadım bir anda gaza gelmişim.

adyos

Biri Beni İncelesin

Merhabalar

Bazı bazı durup düşünüyorum. Diyorum ki “olum gerçekten seni bir psikolog oturup incelemeli uzun uzun.” Kendimi çok farklı görebiliyorum yerine göre. Kimsede olmayan en sinsi hastalıklar bendeymiş de fark edildiği zaman tüm insanlık hayretlere düşecekmiş gibi hissediyorum.

Neyse bunun konumuzla belki alakası olmayabilir.

Olay şu. Ben hayatımın bir anında takılıp kalmışım. O günden sonra hayatımda meydana gelen herhangi bir değişikliği bünyem kabul etmiyor. Misal 3-4 senedir saçlarım uzun. Ama her gün aynaya bakan biri olarak, hala saçlarımın uzunluğuna alışamadım. Birine saç uzunluğumdan bahsederken sanki dün üç numaraymış da bugün bu kadar uzamış gibi heyecanlı anlatıyorum. Sıradan bir şey değil yani benim için uzun saçlı olmak, çok ilginç.

Ayrıca kiloluyum da. Baya uzun zamandır kiloluyum. Ama mesela kilolu oluşuma da hiç alışamadım. Gördüğüm bir ilaç tedavisinin hediyesi olan bu kilolar o kadar hızlı geldiler ki psikolojim onları hiçbir zaman kabul etmedi. Göbeğime bakıp bakıp “oha lan” diyorum.

İstanbul’a gelişim mesela. 3-3.5 sene oldu. Hala İstanbul’da değilmişim gibi. Hala küçük göt kadar kasabamda yaşıyor gibi hissediyorum kendimi. İstanbul’da tatildeyim ya da gezmeye gelmişim.

Okul aynı şekilde. Hala liseliyim. Hala lisedeyim. Üniversite öğrencisi olduğumu söylerken hep bir heyecanlanıyorum. Yalan söylerken heyecanlanırsın ya, öyle bir heyecan. Sanki liseliyim de ben, internette tanıştığım kızı etkilemeye çalışırcasına yalan söylüyormuş gibi.

Oğlum bak harbiden beni bir inceleyin. Ben bir yerlerde takıldım kaldım. Çok ciddi söylüyorum. Yaptığım ettiğim her şey bana sanki sonradan eklenmiş ama üstümde durmamış yere düşmüş gibi. Her gün tekrar tekrar üstüme takmaya çalışıyorum.

Ya da siktir edin incelemeyin. Şimdi siz inceleyeceksiniz sonra siktiriboktan bir hastalık çıkacak. Ya da ne bileyim çük kadar hapla tedavi edeceksiniz beni. Sonra kendi kendime yaptığım onca hava boşa gidecek. Sıradanlaşmış olacağım. Bırakın beni küçük dünyamda marjinal takılayım.

Bir de böyle atarlanıyorum arada, bu da ergenlikten kalma sanırım.

Adiyos