Merhabağ;
Son zamanlarda düşünüyorum da ne için yaşıyoruz. “Hah! Haspama bak bi sen eksiktin” dediğinizi elbette tahmin ediyorum. Niye diyorsunuz lan? Ayıp.
Ölesiye düşünüyorum bu aralar. Kendimi meşgul tutabileceğim herhangi bir uğraşım yok çünkü. Bir alkolüm var. E onu tüketince daha çok düşünüyor haliyle insan. Geçende dedim ki düşünüyorum; o halde varım. Peki düşündükçe varlığımdan nefret ediyorsam düşünmeye inadım niye? Niye düşündükçe varım ki? Düşünmeden var olsam ya la?
Düşünme amına koyim sen de o zaman demeyin. Ben ki beynini en az kullanan insan evlatlarından bi tanesiyimdir. Dünü hatırlamamam, yarını planlamamam bu yüzdendir hep, beni tanıyanlar bu cümleme elbet hak vereceklerdir. De ben bile düşünüyorum işte. Ve yine beynimi kullanmayan biri olduğumu ispatlarcasına, düşünecek zilyon şeyim varken gidip varlığımı, amaçlarını, sebeplerini sonuçlarını falan düşünüyorum.
Allah, peygamber, öteki taraf falan mı? E orası basit. Ya sabah akşam güneşleneceksin. Ya da sabah akşam yanacaksın. Eninde sonunda iki seçenek varsa ve biz o ikisinden birini hak etmek için yaşıyorsak eğer, e amına koyim bir sene dinin benden istediklerini yerine getirir, cenneti hak eder sonra zıbarırım. Ha yine “ulan intihar neredeyse bütün dinlerde cehennemlik sebebi” diyeceksiniz. Önce bildiğin 10 din ismini peygamberleriyle beraber say der, arkasından da diğer tarafta bile anlaşılamayacak kusursuz bir intihar planım olduğunu söylerim. (Bu cümleyi kurarken Kanal D’nin Kanıt dizisindeki kadın çıkıp, ifadesiz bir suratla “kusursuz intihar yoktur!!” diyecek diye çok korktum.)
Ama olayın genelde, fark etmesek de, dinle veya başka bi şeyle alakası olmadığını düşünüyorum. Kimisi sadece merakından yaşamına devam ediyor. Acaba ne olacak yarın merakı. Hani bunu okurken bile az sonra neler olacağını merak ediyor olmalısınız. Ya da bu yazıyı okurken sonunu nereye bağlayacak acaba diye okuyorsunuz diye tahmin ediyorum, korkmayın ben de bilmiyorum her zamanki gibi. (Plansız olduğumdan bahsettim.) Kimisi de etrafındaki insanların, kendilerinin ölümlerine çok üzüleceklerini düşündüklerinden devam ediyor yaşamlarına diye düşünüyorum. Bende ikisi de var. Özellikle, beni sevdiğine inandığım insanları üzmekten korkuyorum en çok. Niye umurumda bunu da bilmiyorum ama üstüne pek düşmüyorum. Üstüne düşersem yarını merak eden beyin hücrelerime ihanet ederim çünkü. Di mi? İhaneti sevmem.
Gerçi bazılarımız aşırı bencilmiş. Mutlu ölebilmek için yaşıyorlarmış. Beni bu yazıyı yazmak için klavyeyi elime aldıran da o arkadaşımdır zaten. Selam ederim kendisine. Okumuyor gerçi eminim amunugoyim. Olm az oku lan, kültürün artsın. Kültürlü ölürsün. Belki sıratta genel kültürden soru sorarlar, ne biliyon? Var git 10 tane din öğren peygamberleriyle birlikte. Güven bana işine yarayacak. Valla diyorum. Kendini Mesih ilan etmiş arkadaşlarım var. Kendi çaplarında ilan etmiş olsalar bile, yukarılarda bir yerlerde onlara farklı muamele var, eminim. (farklı derken? Di mi?)-
Düşünüyorum; öyleyse varım diyen Descartes, senin zaten amına koyacam olum. Hani nerdesin lan, düşünmeyi bir anlık unuttun da mı öldün gittin? Yaa. Böyle cevap veremezsin. (Biliyorum lan adam ölürken bile kitabının üstüne düşünüyormuş [oha nasıl sıktım])
Neyse uykusuzluğumun tavan yaptığı saatlerde yazdığım bu yazıya katlandığınız için teşekkür eder saygılarımı sunarım. Özet geç diyen arkadaşlarım için kısaca; işten çıkarken patrona İngilizce am günü yağ dedim, onu anlattım. Ama yine de bir okuyun derim. Belki hemen yazımın altına bırakabileceğiniz iki kelime fikriniz vardır. Ne bileyim. Neden fikirlerinizi umursuyorsam zaten. Sikerler.
Adiyos